5 Mart 2014 Çarşamba

12 YEARS A SLAVE

1841 yılında özgür bir adam olarak yaşayan Solomon Northup'un kaçırılıp, köle olarak bir çiftçiye satıldıktan sonra Northup'un 12 yıl süren yaşam mücadelesini ve yaşadığı zorlukları konu alan İngiliz-Amerikan ortak yapımı olan 12 Yıllık Esaret (12 Years a Slave) 2014 Oscar Töreninde En İyi Film ve En İyi Uyarlama Seneryo ödüllerine layık görüldü. Filmin oyuncularından Lupita Nyong ise En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kaptı :)






Aralık 2011 den vizyona girene kadar merakla beklenen filmin yönetmeni Steve McQueen Açlık (Hunger,2008), ve Utanç (Shame,2011) ile sinemanın başarılı yönetmenleri arasındaki yerini 12 Yıllık Esaret ile garantiye aldı bence.



Filmi ödül töreninden sonra izleyebildim. Açıkçası daha öne izleme girişiminde bulunmuştum fakat tümünü izlememiştim. Daha geniş ve rahat bir zamana bıraktığım iyi olmuş izleme işini. 

Sadece Amerika'nın değil insanlığın en büyük utançlarından olan kölelik konusuna geçen sene Lincoln ve Django Unchained gibi önemli yapımlar yer vermişti. Hollywood soykırım konusu gibi köleliği konu alan filmlerin de baya bir ekmeğini yedi yani.

Lincoln ve Zincirsiz (Django Unchained) 'den farklı olarak 12 Yıllık Esaret beni daha derinden etkiledi ve baya baya rahatsız etti. Hatta son yıllarda izlediğim en vurucu filmlerin arasında sayabilirim bu filmi. Fakat film buram buram Hollywood kokuyor desem yalan olmaz. 12 yıl sanki bir kaç aymış gibi gösterilmesinin yanı sıra filmde yönetmenin daha önceki Hunger ve Shame e attığı özgün imzasının yerini bolca Amerikan klişeleri almış. İlgimi çeken bir başka şey ise filmde kadın karakterlerin özellikleri üzerinde çok durulmamış, bu da Hollywood gibi erkek egemen bir sektörün muhteşem iki filme imza atmış ve cinsiyet ayrımı kaygısı gütmeyen yönetmeni etkisi altına aldığını gösteriyor biraz. Evet rahatsız ediciydi ve etkileyiciydi fakat duygu sömürüsü 2. planda olsaydı da konudan mı etkilendim yoksa Brad Pitt in oynadığı 5 dakikalık dram dram dram diye ağlayan sahnesine benzer sahnelerden mi etkilendim anlayabilseydim.

Gel gelelim beğendiklerime...

Chiwetel Ejiofor'un inandırıcı performansı Oscar'a layıktı bence... Tabi onlarca mükemmel performansına rağmen bir oscarcık alamamış olan Leonardo Dicaprio'dan ve Gravity gibi b*ktan bir filmi taçlandıran jürisinden sonra Akademi Ödülleri benim için daha çok bir kırmızı halı şovu...
Epps karakterine ''can'' veren Michael Fassbender ın performansını izledikçe '' Şimdiye kadar nerelerdeydi bu yetenek?'' dedim. Martin Scorsese - Robert De Niro, ve David Fincher - Brad Pitt gibi Steve McQueen takım arkadaşı Michael Fassbender....

Steve McQueen bu filmde Hollywood'un gölgesini çok bariz gösterdi. Umarım gelecek filmlerinde kendi imzasını ve evrensel bir dil görebiliriz.

Filme sayıp sövmüş gibi de oldum ama özeleştiri yapmam gerekirse; Oscar Törenine bir antipatim olduğundan filmi çok daha eleştirel izlemiş olabilirim. Bunu da söyleyeyim :)